İçeriği gör

Vardırbirhayr

Üye
  • İçerik

    45
  • Katılım

  • Son Ziyaret

Topluluk Puanı

36 İyi

KHK Bilgisi

  • KHK
    Diğer
  • Kurum
    Jandarma Genel Komutanlığı
  • Kriterler
    Tanık
  • Komisyon Kararı
    Komisyona Tabii Değil

İdari Yargı Bilgisi

  • İdari Süreç
    Yerel İdari Mahkeme

Adli Yargı Bilgisi

  • Adli Süreç
    Beraat/Kyok

Güncel Profil Ziyaretleri

542 profil görüntüleme
  1. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    T.C. Yargıtay Başkanlığı - 16. Ceza Dairesi Esas No.: 2015/3 Karar No.: 2017/3 Karar tarihi: 24.04.2017 138 sayfa oku oku bitmez, iltisakı tarattım 1 tane bile bulmadı. süreklilik arz edecek olması zaten üyeliktir.
  2. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    Yargıtay kararları idari davalarda kullanılabiliyor mu? Kullanılabiliyorsa Süreklilik arz edecek şekilde demesi en önemli yer bence Kararnamede yer alan terör örgütüne “iltisak” ve “irtibat” tanımlarının açıklamaları ilk kez istinaf mahkemesi bir kararında şu şekilde tanımlamıştır: “ ... iltisak; yani yapışıkmış gibi birlikte hareket etme, gönüllü şekilde tabi olma, aynı yöne bakma, olayları aynı bakış açısıyla değerlendirme, eylemlerini bir grubun, örgütün ya da yapının işaretleri, talimatları, yönlendirmelerine göre gerçekleştirme ve bunu yaparken dünyevi ya da uhrevi faydalar umma hali ile irtibat; yani bir çıkar ilişkisi nedeniyle gönüllü veya gönülsüz kendi davranışlarını bireysel iletişim yoluyla ya da yazılı ve görsel basın, sosyal medya paylaşımları üzerinden gelen mesajları dikkate alarak belirleme hali de kamu görevinden çıkarmanın hukuki gerekçeleri arasında sayılmıştır”(Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13. İdari Dava Dairesi, 27.06.2019, E. 2019/622, K. 2019/596). Anayasa Mahkemesince; iltisaklı kavramının kavuşan, bitişen, birleşen; irtibatlı kavramının ise bağlantılı anlamına geldiği belirtilmiş, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamlarının yargı içtihatlarıyla belirlenebilecek durumda olduğu, iltisak ve irtibat kavramları açısından yapılacak değerlendirmenin ise kişilerin cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece kişinin kamu görevine iade edilmesinin uygun olup olmadığı yönünden yapılacak bir incelemeden ibaret olacağı vurgulanmıştır. (E. 2018/89, K. 2019/84, T. 14.11.2019, P:30, R.G 13.02.2020 / 31028).
  3. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    Benimde demek istediğim tamda bu, ilk derece idare mahkemelerinden tutun, Bim, danıştay, danıştay idari dava daireler kurulu kararlarına kadar hepsinde irtibat ve iltisak kısaca somut bilgi ve belge ile ortaya konmalıdır deniliyor. AMA ANLAYAMADIĞIM SOMUT BİLGİ VE BELGE NEDİR? BU KONUDA BİLGİSİ OLAN VARMI DEMEK İSTİYORUM
  4. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    İLTİSAK ve irtibat 15 Temmuz 2016 dan sonra getirilmiş terimlerdir tabikide belirttiğim kararlar bu tarihten sonra olacaktır. 1) Danıştay Onikinci Daire 2015/440 E -2015/48 Karar nolu ilamında:"Üniversitesi'nde öğrenci iken, bölücü terör örgütü görüşleri doğrultusunda faaliyet gösteren oluşumun sempatizanı olarak tanındığına ilişkin istihbari nitelikte bilginin, somut bilgi veya belgelerle desteklenmediği sürece, bu örgütün ya da başka bir örgütün üyesi olduğunu veya yasadışı siyasi, yıkıcı, bölücü ideolojik görüş veya eylem içinde olduğunu kanıtlayan hukuken geçerli bir belge olarak kabulüne olanak bulunmadığı gibi, bu nedenle hakkındayapılmış bir işlem ya da açılmış bir kamu davası sonucunda verilmiş bir mahkumiyet kararıda olmaması karşısında, davacının anılan göreve atanmasında şahsı açısından bir engelbulunmadığı sonucuna varılmıştır." konusu özellikle belirtilmiştir. 2) Ankara Bölge İdare Mahkemesi 13.İdari Dava Dairesi ( E. 2020/7445 K. 2021/10079) kararında; Somut bilgi ve belgelerle desteklenmeyen istihbari nitelikteki kayıtlara dayanılarak ilgilinin irtibatlı/ iltisaklı olduğu kabul edilemez İstihbarat nitelikteki bilgi de, somut bilgi ve belge ile desteklenmeli diyor demekki buda somut bir bilgi değil. BU KAVRAMLARIN HUKUKTA BİR TANIMI VS YOK MU?
  5. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    Benim dosyama ait verilen bir karar değil verilmiş bir örnek karar. Demek istediğim benim şu; idare mahkemeleri irtibat ve iltisak için somut bilgi ve belge istiyorlar görüldüğü gibi bu somut bilgi ve belge nedir? Ankara 21. İdare Mahkemesinin ( E. 2018/1246 K. 2019/1429 ve 20.09.2019 tarihli ) kararında ise; “Somut belge ve bilgiye dayanmayan diğer tespitlerin davacının terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu kapsamında değerlendirilemeyeceği”, ( E. 2018/1319 K. 2020/6 ) kararında; “İrtibat ve iltisak somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmalıdır”,. ifadelerine yer verilmiştir.
  6. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    O ZAMAN BUNLAR NE DEMEK İSTİYORLAR? Ankara 21. İdare Mahkemesinin ( E. 2018/1246 K. 2019/1429 ve 20.09.2019 tarihli ) kararında ise; “Somut belge ve bilgiye dayanmayan diğer tespitlerin davacının terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu kapsamında değerlendirilemeyeceği”, ( E. 2018/1319 K. 2020/6 ) kararında; “İrtibat ve iltisak somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmalıdır”,. ifadelerine yer verilmiştir. Ankara BİM 13. İDD, 2020/4256 E, 2020/2991 K. 1-) Memuriyete girmeden hemen önce müzahir kurumlarda çalışma 2-)Cihan Medya A.Ş. ye ödeme bilgisi, 3-)HTS kayıtlarının olması, iddiaları bulunan davacının mesleğe iadesi kararı hukuka uygun bulunmuştur
  7. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    irtibat ve iltisak somut bilgi ve belgelerle ortay konulmalıdır diye idare mahkeme kararları var. BU SOMUT BİLGİ VE BELGE NEDİR? YARDIMCI OLABİLİRMİSİNİİZ?
  8. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    İrtibat ve iltisak somut bilgi ve belge ortaya konulmalıdır deniliyor da somut bilgi ve belge nedir?
  9. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    SOMUT BİLGİ VE BELGE NEDİR? SOMUT BİLGİ VE BELGE DERKEN NE KAST EDİLMEKTEDİR?
  10. Bölge İdare Mahkemesi Kararı - Konya BİM, 1. İDD, E. 2020/236 K. 2020/1424 T. 22.10.2020 İSTİNAF YOLUNA BAŞVURAN (DAVACI) :K1 KARŞI TARAF (DAVALI) :Milli Savunma Bakanlığı VEKİLİ :Av. K2 İSTEMİN ÖZETİ :Konya ilinde bulunan NATO Havadan Erken İhbar Kontrol İleri Harekat Tabur Komutanlığı'nda astsubay olarak görev yapan davacının 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 11.10.2016 tarihli Milli Savunma Bakanlığı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının çıkarılma tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davalı idare tarafından, davacının FETÖ/PDY'ye üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesine ilişkin olarak Mahkemelerinin 28.02.2019 tarihli ara kararı üzerine, davalı idarece dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerde; davacının darbe girişimi sonrası 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'nda görevli şüpheli personel arasında isminin geçtiği, davacının eşi K3'nun 2015 yılı itibariyle Erzurum/Tekman Adliyesinde Fetö/Pdy mensubu savcı ile mahiyeti bilinmeyen iltisakının bulunduğu, eşinin kardeşinin örgüt mensubu Bursa/İnegöl Hakimi olduğu, 2016 yılı itibariyle örgüt mensupları ile mahiyeti bilinmeyen iltisakının bulunduğu, darbe girişimi sonrasında hakkında örgüt üyeliğinden tutuklama/yakalama kararı bulunduğu, kendisi hakkında Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/293 esas sayılı davanın açıldığı, bu kapsamda 20/01/2017 tarihinde tutuklandığı, UYAP kayıtlarının incelenmesinden davacının, " Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçu kapsamında Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/293 esasına kayıtlı davada sanık sıfatıyla yargılamasının devam ettiği anlaşılmakla, bütün bu hususların birlikte değerlendirilmesinden davacının FETÖ/PDY terör örgütüne iltisaklı/irtibatlı olduğu sonucuna ulaşıldığı, bu durumda; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin, 27/71967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel, ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılacağı hükmü uyarınca, FETÖ terör örgütüne aidiyeti, iltisakı veyairtibatı tespit edilen davacınınkamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan; dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle Konya 1. İdare Mahkemesi'nce verilen davanın reddine ilişkin 11/04/2019 tarih ve E:2018/1003, K:2019/365sayılı kararın, davacı vekili tarafından; müvekkilinin hiçbir örgüt üyesi ile ilişkisi bulunmadığı, söz konusu idari işlemin mülkiyet hakkı ve çalışma hakkının ihlal edilmesine neden olduğu, idarenin keyfi şekilde "mahiyeti bilinmeyen iltisak" kavramını kullanarak istediği kişiyi meslekten kolay şekilde çıkarabildiği, meslekten çıkarma kararının süreklilik içeren bir karar olduğundan bahisle olağanüstü halin gerektirdiği bir konu olmadığı ve olağanüstü halin ortadan kalkmasıyla ortadan kalkabilecek nitelikte olmadığı, söz konusu kanun hükmünde kararname esas alınarak verilen meslekten çıkarma kararının Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olmadığı belirtilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla istinafen incelenerek kaldırılması istenilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ :Savunma dilekçesi verilmemiştir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Konya Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü; Dava; Konya ilinde bulunan NATO Havadan Erken İhbar Kontrol İleri Harekat Tabur Komutanlığı'nda astsubay olarak görev yapan davacının 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin 11.10.2016 tarihli Milli Savunma Bakanlığı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının çıkarılma tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesinekarar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 129. maddesinin 1. fıkrasında; "Memurlar ve diğer kamu görevlileri, Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler" hükmüne yer verilmiş, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Sadakat" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında"Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar", "Tarafsızlık ve Devlete bağlılık" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında ise"Devlet memurları, her durumda devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan, Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler" hükmü yer almıştır. Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik Devletimize ve milletimize karşı 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. Maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun 20.7.2016 tarihli ve 498 sayılı tavsiye kararı ile Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesi üzerine, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanan anılan karar, 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda, ilan edilen olağanüstü halden sonra 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan ve daha sonra 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6749 sayılı kanunla kabul edilen 667 sayılı Kanun Hükmünde Karaname'nin "Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler" başlıklı 4. maddesinde,"(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; a) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel, ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Millî Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. " hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir. 1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan“Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak”şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi askeri bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış; bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hal ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Anayasa Mahkemesi kararı - Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). FETÖ/PDY'nin ulusal güvenlik üzerinde oluşturduğu tehdit; darbe girişimi öncesinde idari organların karar, açıklama ve uygulamalarına da konu olmuştur. Bu bağlamda Devlet yetkilileri sürekli olarak anılan yapılanmanın ülke güvenliği için bir tehdit olduğuna dair açıklamalarda bulunmuşlardır. Bu değerlendirmeler Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarında da ifade edilmiştir. MGK, söz konusu yapılanmayı 2014 yılı başından itibaren sırasıyla; "halkımızın huzurunu ve ulusal güvenliğimizi tehdit eden yapılanma, devlet içindeki illegal yapılanma, kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanma, paralel devlet yapılanması, terör örgütleriyle iş birliği içinde hareket eden paralel devlet yapılanması ve nihayetinde bir terör örgütü" olarak kabul etmiştir. Söz konusu MGK kararlarının her biri basın duyuruları aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılmıştır. Yine FETÖ/PDY 2014 yılında, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde "Legal Görünümlü İllegal Yapılar" başlığı altında "Paralel Devlet Yapılanması" adıyla yer almış; Jandarma Genel Komutanlığı ise 8/1/2016 tarihinde FETÖ/PDY'yi mevcut terör örgütleri listesine dahil etmiştir (Anayasa Mahkemesi kararı - Aydın Yavuz ve diğerleri, § 33). Dava dosyasının incelenmesinden; NATO Havadan Erken İhbar Kontrol İleri Harekat Tabur Komutanlığı'nda astsubay olarak görev yapan davacının 23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 4'üncü maddesinin 1'inci fıkrasının (a) bendi uyarınca 11.10.2016 tarihli işlemle kamu görevinden çıkarılması üzerine anılan işlemin iptali ve yoksun kalınan parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihi itibariyle yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İdare Mahkemesi tarafından davacının eşi ve eşinin kardeşi hakkındaki tespitler ile davacının "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılamasının devam ettiği gerekçesiyle davacının FETÖ/PDY terör örgütüne iltisaklı/irtibatlı olduğu sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyadaki belgelerden istinaf başvurusuna konu karar verildikten sonra davacının "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılandığı davada Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18.06.2019 tarih ve E:2017/293, K:2019/219 sayılı kararıyla beraatine karar verildiği, anılan kararın 26.06.2019 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri dikkate alındığında, kişilerin hapis cezasıyla mahkum edilebilmesi terör örgütüne üyelik veya bilerek ve isteyerek yardım etme gibi sebeplerle sınırlı olmasına karşın, kamu görevinden ihraç edilebilmesi terör örgütüyle üyelik ve mensubiyetin yanında terör örgütü ile iltisakı yahut irtibatı bulunması da yeterli sebep olduğundan, salt kişinin "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan beraat etmiş olması kamu görevinden çıkarma işleminin de hukuka aykırı olduğunun peşinen kabulü için yeterli olmayıp irtibat ve iltisak açısından değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. Diğer taraftan, idari makamların, aynı maddi olay çerçevesinde yapılacak değerlendirme esnasında ceza soruşturmalarında aranan ispat standardlarından daha düşük ispat standardı kullanılarak ilgililer hakkında idari işlemler tesis etmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ringvold/Norveç, B. No: 34964/97, 11/2/2003, § 38). Davacının "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davada, tanık olarak dinlenen S.O., A.A., V.C., A.G., M.Y., Ö.T., İ.T., S.A., ve N.Y.'nin davacının FETÖ/PDY ile bağı bulunduğu yönünde herhangi bir beyanlarının bulunmadığı, Tanık L.T.'nin ise işyerindeki gözlemlerine ve yurtdışı görevlendirmesi yapılmasına dayanarak davacının FETÖ/PDY üyesi olduğu yönünde şüphelerinin oluştuğu, yurtdışı görevinin iptal edilerek TSK'dan ihraç edilmesi üzerine bu yöndeki düşüncesinin netleştiği şeklinde ifade verdiği görülmektedir. Davacı hakkındaki tanık ifadelerinde L.T. dışındakki hiçbir tanığın davacının FETÖ/PDY ile bağı bulunduğu yönünde beyanının bulunmadığı, tanık L.T.'nin beyanlarının ise somut bilgi ve bulgulardan ziyade kişisel gözlem ve kanaate dayandığı ve soyut beyanlardan ibaret olduğu, öte yandan bahse konu Ağır Ceza Mahkemesi kararında davacı hakkındaki başka bir delilden bahsedilmediği dikkate alındığında, anılan ceza yargılamasında elde edilen bilgi ve belgelerin davacının FETÖ/PDY ile iltisakı veya irtibatı olduğunu ortaya koyacak nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. Davacının hakkında davalı idare tarafından yapılan araştırma ve incelemeler sonucunda elde edilen bilgi ve belgelere gelince; Davacının eşinin 2015 yılı itibariyle Erzurum/Tekman adliyesinde görevli FETÖ/PDY mensubu savcı ile mahiyeti bilinmeyen iltisakının bulunduğu yönündeki tespitle ilgili olarak davacı tarafından sunulan istinaf dilekçesinde, eşinin kız kardeşinin Erzurum Tekman adliyesinde hakim olarak, eşinin kız kardeşinin eşinin ise aynı adliyede savcı olarak görev yaptıkları, daha sonra Bursa İnegöl Adliyesi'ne atandıkları ve 2016 yılında meslekten çıkarıldıkları, eşinin kendi kız kardeşi ile kız kardeşinin ve kız kardeşinin eşinin telefonu vasıtasıyla görüşmesinin ailevi bağları nedeniyle olduğu, başkaca bir mahiyetinin bulunmadığı yönünde beyanda bulunulduğu görülmekte olup, davalı idarece bahse konu "mahiyeti bilinmeyen iltisakın" ne olduğu noktasında somut bir tespitin sunulmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacının eşinin kız kardeşi, eşinin kız kardeşinin eşi ve eşinin kız kardeşinin eşinin babası hakkındaki tespitlerin davacının da FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunduğunu ortaya koyacak nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır. Davalı idarece davacı hakkında yapılan diğer tespitlere gelince; davacının kritik görev yerlerinde görev almadığı, mülakat komisyonlarında görev yapmadığı, FETÖ/PDY kapsamında kamu görevinden çıkartılan personelden aldığı sicil notları incelendiğinde ise, 1999 yılında S.K., tarafından davacıya 100, 2000 yılında S.K., tarafından davacıya 100, 2001 yılında S.K., tarafından davacıya 99,28, 2012 yılında C.K., tarafından davacıya 98,57 sicil notu takdir edildiği görülmekte ise de, bizzat davalı idarece hazırlanan bilgi notunda sicil notlarıyla ilgili olarak "Hava Kuvvetlerinde hakkında herhangi olumsuz bir kanaat olmayan ve görevini layıkıyla yapan personele amirleri tarafından verilen sicil normal şartlarda "100" dür. Bunun altındaki verilen notlar çok yüksek gibi görünse de personelin kıdem sırasını çok gerilere düşürdüğünden ve tam sicil alan devreleriyle kıyaslandığında kötü sicil almış gibi kabul görmektedir." şeklindeki açıklama dikkate alındığında, davacının 2001 ve 2012 yılındaki sicillerini dolduran ve daha sonra FETÖ/PDY kapsamında kamu görevinden çıkarılan komutanları tarafından davacıya kötü sicil verilmiş kabul edilmesi gerektiği hususları bir arada değerlendirildiğinde, davalı idarece yapılan tespitlerin de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunduğunu ortaya koyacak nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır Bu durumda, davacının "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan Konya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davada beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunduğunu ortaya koyacak nitelikte başkaca bilgi belge de bulunmadığı dikkate alındığında, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, aksi yöndeki istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan Anayasa'nın 125'inci maddesinin yedinci fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlü olduğunun hükme bağlandığı dikkate alındığında, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının da davacıya ödenmesi gerekir. Faiz talebine gelince; Dava dilekçesinde, davacının parasal haklarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. Faiz bir idari işlem veya eylem nedeniyle hakları ihlal edilen ilgililerin bu işlem veya eylem nedeniyle uğradıkları parasal kayıplarının veya yoksun kaldıklarını ileri sürdükleri mali haklarının gecikerek ödenmesi ya da hiç ödenmemesi durumunda bu gecikmeden doğacak zararı karşılayan bir meblağ olup, bu niteliği itibariyle yasal faiz, asıl alacağa bağlı fer'i bir alacak niteliğindedir. İdari yargıda açılan tam yargı davalarında faizin başlangıç tarihi noktasında Danıştay içtihatlarıyla "idareye başvuru tarihi", "başvuru yoksa dava tarihi", "önce iptal, daha sonra tam yargı davasının açılması durumunda iptal davasının açıldığı tarih" gibi ölçütlerin getirilmiş olduğu görülmektedir. Bununla birlikte kamu görevlilerine belirli tarihlerde ödemesi yapılan maaş gibi mali hakların, ödenmesi gerekeceği tarihler belirlenebilir olduğundan, başka bir deyişle alacağın muaccel hale geldiği tarihler ödemenin yapılması gereken tarihler olduğundan, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle kısmen veya tamamen bu mali hakların ödenmemesinden kaynaklı olarak hükmedilen maddi tazminata yürütülecek faizin de her bir ödemeye ilişkin olarak tahakkuk tarihinden itibaren başlatılması, hem faiz müessesesinin ruhuna uygun, hem de hakkaniyetli olacaktır. Aksi durumda, her biri farklı tarihlerde muaccel hale gelecek ödeme kalemleri için tek bir faiz başlangıç tarihi belirlenmiş olacağından, tazminatın bir kısmına henüz alacağın muaccel hale gelmemesine rağmen faiz işletilebileceği gibi bir kısmına ise muaccel hale gelmesinden çok sonra faiz işletilmesi şeklinde bir hatalı uygulama durumu ortaya çıkabilecektir. Somut olaydan örnek verilecek olursa davacıya talebi gibi meslekten çıkarma tarihinden itibaren işleyecek şekilde yasal faiz ödenmesi durumunda tüm parasal ödemeleri için 11.10.2016 tarihinden itibaren faiz işletileceğinden bu tarihten çok sonra tahakkuk edecek ödemeler için de (örneğin 15.10.2020 tarihinde yapılacak maaş ödemesi) anılan tarihten itibaren faiz işletilecek, dolayısıyla henüz tahakkuk etmemiş bir alacak için faiz işletilerek sebepsiz bir kazanç elde edilecektir. Bu nedenle dava konusu işlem nedeniyle davacının alamadığı parasal haklarının her bir ödemeye ilişkin olarak belirlenen ödeme (tahakkuk) tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar ayrı kalemler halinde faiz işletilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun KABULÜNE, başvuruya konu Konya 1. İdare Mahkemesi'nin 11/04/2019 tarih ve E:2018/1003, K:2019/365 sayılı kararınınKALDIRILMASINA, dava konusu işlemin İPTALİNE, davacının yoksun kaldığı parasal haklarınındavalı idarece hesaplanarak her bir ödemeye ilişkin tahakkuk tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ÖDENMESİNE,aşağıda dökümü gösterilen dava ve istinaf aşamalarına ilişkin toplam 375,40.-TL yargılama giderinin davalı idarece davacıya ödenmesine, artan posta ücretinin ise Mahkemesi'nce davacıya iadesine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde doğrudan Dairemiz'e veya Dairemiz'e iletilmek üzere anılan Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan yerlere verilecek dilekçe ile Danıştay'atemyizyolu açık olmak üzere, 22/10/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
  11. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    KOSKOCAMAN YÜKSEK MAHKEMENİN VERDİĞİ KARARA BAK. Kanunilik ilkesi gereği, suç sadece kanunla tanımlanabilir. “İltisak ve irtibat” suç ise, bu suçlar sadece kanunla (yasama organının işlemi ile) tanımlanabilir. Örneğin, “hırsızlık” suçunun ne anlama geldiği ve unsurları TCK’da açıkça tanımlanmıştır. “Yağma suçu” da aynı şekilde kanunda (TCK) tanımlanmış ve “hırsızlık suçundan” farkları açıkça belirtilmiştir. Yürütme, idare ve hatta yargı organlarının suç ve ceza koyma yetkisi yoktur. Suçun tanımı, neyin suç neyin suç olmadığı yargı organlarının takdirine veya keyfine bırakılamaz. Somut olayda ceza hukuku anlamında bir suç ve ceza bulunduğu dikkatlerden kaçmamalıdır. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 2. Maddesi uyarınca, kanunun (önceden) açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez. Kanunda yazılı cezalardan başka bir cezaya hükmolunamaz. Yürütme organının (idarenin) düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz; kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Tüm bu nedenlerle, suçun tanımının kanunda önceden açıkça belirtilmiş olması gerekir. Somut olayda yürütme erki tarafından konulmuş bir suç ve ceza bulunmakta olup, bu cezanın geçmişe dönük olarak uygulandığı da dikkate alındığında, sadece bu nedenle dahi kanunsuz suç ve ceza olmaz (suç ve cezaların geçmişe yürümezliği) ilkesi ihlal edilmiştir. Anayasanın 38 § 1 hükmü uyarınca, “kimse işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz”.
  12. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    Ankara 21. İdare Mahkemesinin ( E. 2018/1246 K. 2019/1429 ve 20.09.2019 tarihli) kararında ise ; “Somut belge ve bilgiye dayanmayan diğer tespitlerin davacının terör örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu kapsamında değerlendirilemeyeceği. ”, ( E. 2018/1319 K. 2020/6 ) kararında ; İrtibat ve iltisak somut bilgi ve belgelerle ortaya konulmalıdır. İfadesine yer verilmiştir.
  13. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    Her gün 1 adet supradyn vitamin hapı
  14. AYM;Hükme esas alınan belgelere davacıya erişim imkanı tanınmaması ile sadece İdarece sunulan istihbari bilgilere dayanılarak karar verilmesi silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerin ihlalidir. Karar Resmi Gazetede bugün yayımlanmıştır.Önemli tespitler içermektedir Başvuru Numarası :2018/21949 Karar Tarihi :20/05/2021
  15. Vardırbirhayr

    KHK Mağdurları Gündem ve Gelişmeler

    Mülakatta sanmıyorum ama güvenlik soruşturması %100 olumsuz gelirdi, idare mah. Başvurur görevine dönerdi.
×
×
  • Yeni Oluştur...