İçeriği gör
KHK Mağdurları Forum

Türk Silahlı Kuvvetleri Personeli Forumu

Önerilen Yorum

Türk Silahlı Kuvvetleri forumumuz hayırlı olsun.

Bölümde editörümüz @Aklimaya sorularınızı yöneltebilir, gelişmeleri paylaşabilirsiniz.


•  KHK Forum Otomatik Sistem Hesabıdır • Özel Mesaj Göndermeyinizİletişim İçin Buraya Tıklayın

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş

OHAL’in kaldırılmasının ardından kamuda ihraç mekanizması ilk kez işletildi. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın onayıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan 25 subay ve 45 astsubay ihraç edildi.

OHAL’in kaldırılmasının ardından ilk ihraç, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan oldu. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın onayıyla 70 subay ve astsubay kamu görevinden ihraç edildi. 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminden hemen sonra ilan edilen olağanüstü hal, 18 Temmuz 2018’de kaldırıldı ve 7145 sayılı Kanun hayata geçirildi.


• 679 KHK EGM • İade 20.11.2019 • Tebliğ 29.11.2019 • Atama 05.08.2020 • Twitter • @komisyonkarar

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş
Konuk

Bank asyadan 2012 birikim amaçlı  açmış olduğum   hesabımı cumhurbaşkanı mizan cagiriysiyla 2014 ilk ceyregi paramı çekip kapatmama rağmen 15 temmuz günü yaşananların üstünü örmek isteyince idare ben ve bir kac arkadaşım adlı makamlara doğruları anlatmamizdan dkk adlı takip birimi tarafından mobinge maruz kaldım hesabim kapatmama rağmen 701 khk ile ihraç ettiler.inşallah takipsizlik alıp onlara postalicagim.çamur atmak bir yere kadar.Allah var gam yok.Her şey Allahın elinde onlar fasa fiso.Allah tüm masumların sahibidir.SORUM ŞU BENİM GİBİ OLAN DENİZ K.K PERSONELI VARMI YADA TSK .

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş

Bugün sizlerle 22/02/2019 tarihinde paylaştığım, “Kapatılan Askeri Okullardaki Askeri Öğrencilerin Hakları” konusuyla ilgili hukuki olarak yapılabilecekleri paylaşmak istiyorum. Öncelikle, bu durumda olan kardeşlerimin iç hukukta olmasa bile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapacakları başvurudan olumu netice alabileceklerini düşündüğümü belirtmek istiyorum. 

Bu süreçte yapılabileceklerin şunlar olduğunu düşünmekteyim;

1- Anayasa’nın 119. maddesi gereğince OHAL süresinde uygulanan tedbirlerin ancak bu süre içinde geçerli olduğunu ve OHAL’in kaldırılmasıyla birlikte uygulanan tedbirin de kaldırılması gerektiğini, kapatılan okula başlarken kazandığı statüye uygun olarak subay-astsubay olma konusunda makul ve meşru bir beklentisinin bulunduğunu ve bu beklentisinin karşılanması gerektiğini belirten dilekçeyle İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 10/1. maddesine istinaden Milli Savunma Üniversitesi Rektörlüğüne başvurarak; 

a- Harp okulları ve astsubay meslek yüksek okullarının son sınıfında okuyanların, kendilerine Milli Savunma Üniversitesi tarafından diploma verilmesini ve bunun sonucu olarak da görevlerine başlatılmalarını isteyebilecekleri,

b- Ara sınıflarda okuyanların da aynı gerekçelerle kayıtlarının Milli Savunma Üniversitesine yapılmasını isteyebilecekleri.

2- Üniversite tarafından verilecek cevabın olumsuz olması ya da 60 gün içinde her hangi bir cevap verilmemesi halinde, 60 günün bittiği tarihten itibaren idari dava açma süresi olan 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açabilecekleri,

3- İdare mahkemelerinin, sonradan yasalaşmış olsa dahi yapılan işlemin asıl olarak OHAL KHK’sına dayanması nedeniyle davaları reddetme ihtimali dolayısıyla; idare mahkemesine dava açıldığı gün, hem iç hukuk yolları tüketilmediğinden başvurunun reddini önlemek adına Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) hem de AYM’nin olası ret kararı düşünülerek AİHM’e bireysel başvuru yapılabileceği,

a-  AİHM’e yapılacak başvurularda, yapılan işlemin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokollerindeki; eğitim (Ek 1 Nolu Protokol m. 2), adil yargılanma (AİHS m. 6), özel hayata saygı (AİHS m. 8), mülkiyet hakları (Ek 1 Nolu Protokol m. 1) ile ayırımcılık yasağına (AİHS m. 14) aykırı olduğu belirtilerek 6 ay içinde, 

b-   AYM’ye yapılacak başvurularda da yapılan işlemin Anayasa’nın; eğitim hakkı (m. 42), hak arama hürriyeti (m. 36), özel hayatın korunması ile maddi ve manevi varlığı (m. 17 ve 20), mülkiyet hakları (m. 35) ile kanun önünde eşitlik ilkesine (m. 10) aykırı olduğu belirtilerek 30 gün içinde yapılabileceği bence açıktır. 

Netice alınabileceğini düşündüğüm AİHM’e yapılacak başvurularda belirtilecek hususların, öncelikle iç hukukta dile getirilmesinin gerekliliği ve yapılan son değişiklikten sonra AİHM’e başvuru şartlarının zorlaştırılması nedeniyle, hukuki yardım alınmasında fayda olduğunu düşünmekteyim. 

Hak kaybı ve mağduriyet yaşamamaları adına öğrenci kardeşlerime her türlü hukuki yardımda bulunabileceğimi ve başvuru yapmak isteyenlerin şahsımla irtibata geçebileceklerini belirtmek isterim.  

https://www.patreon.com/posts/magdur-askeri-24939305?utm_medium=social&utm_source=twitter&utm_campaign=postshare


• 679 KHK EGM • İade 20.11.2019 • Tebliğ 29.11.2019 • Atama 05.08.2020 • Twitter • @komisyonkarar

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş

31/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 104/1 maddesiyle Harp Akademileri, askeri liseler ve astsubay hazırlama okulları kapatılmış, haklarında hiçbir adli ya da idari soruşturma bulunmayan ve kendilerine tercih hakkı sunulmayan on binlerce öğrenci başka okullarda okumaya veya hiç okumadıkları okullardan verilen diplomaları almaya mecbur edilmişlerdir. Ayrıca, yıllarca hayalini kurdukları üniformalarına kavuşamadan hayatlarının baharında yaşama küstürülmüş ve sonrasında kendilerine reva görülen muamelelerle tıpkı diğer KHK mağdurları gibi adeta “medeni ölüye” dönüştürülmüşlerdir. Hatta yapılan muamele KHK mağdurlarından daha olumsuz ve ağır sonuçlar doğurmuştur. Belki bugüne kadar çok gündeme gelmese ve başka bir okula yerleştirilmeleri ya da hiç okumadıkları bir okuldan diploma almak suretiyle mağduriyet yaşamadıkları gibi bir algı oluşturulsa da, işin aslı hiç de öyle değildir. Zira bu durumda olan öğrencilerle ilgili dönemin iki Milli Savunma Bakanı tarafından hak etmedikleri isnatta bulunulmuş ve %95’nin FETÖ/PDY ile ilişkili olduğu belirtilmek suretiyle en başından suçlu ilan edilmişlerdir. (Yapılan açıklamalar için bkz.; https://www.yenisafak.com/gundem/askeri-ogrencilerin-yuzde-95i-fetocu-2503043; https://tr.sputniknews.com/turkiye/201803271032801117-nurettin-canikli-askeri-okullar-fetoden-temizlendi-tskda-mucadele-devam-ediyor/; https://www.youtube.com/watch?v=lAgH-LgZU64).

Ayrıca, bu kişilere kendileri için uygun görülen okullarda okumak isteyip istemedikleri sorulmamış, kapatılan askeri okullar yerine kurulan Milli Savunma Üniversitesine kayıt hakkı tanınmamış ve daha önce okudukları okullara denk olmayan ve bizzat YÖK tarafından belirlenen okullarda okumaya ve bu okullardan verilen diplomaları almaya zorlanmışlardır. Yine, 669 sayılı KHK’da bulunmamasına rağmen ve sanki kendileri bu okullardan diploma almak istemişler gibi YÖK’ün talimatıyla diplomalarının arkasına “669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Uyarınca” verildiği yazılarak adeta kalıcı olarak fişlenmişlerdir. Aynı şekilde, hiçbir kusurları olamamasına ve “haklı ve makul bir beklentilerinin” olmasına rağmen kendileriyle ilgili yapılan işlemler nedeniyle hiçbir yargı organına ve OHAL Komisyonuna başvuramamışlar, idari mercilere, BİMER ve CİMER’e yaptıkları başvurulardan da hiçbir netice alamamışlardır. İşin ilginç yanı, sanki KHK ile ihraç edilmişler gibi SGK kayıtlarına da 669 sayılı KHK ile ilgili şerh düşülmüştür.

Hak etmedikleri bu muamelelere muhatap olmaları, Devletin en üst yetkilileri tarafından suçlu gibi gösterilip, diplomalarının arkasına ve SGK kayıtlarına şerhler düşülmesi nedeniyle fişlenmeleri nedeniyle yaşamlarını temin adına kendilerine uygun bir iş bulmaları imkânsız hale gelmiş ve bu suretle sosyal hayattan tamamen soyutlanmışlardır. Bir kısmı 3-4 yılını heba etmek pahasına yeniden sınavlara girmiş, bir kısmı hiç bilmedikleri işlerde çalışmak zorunda kalmış ve büyük çoğunluğu ise kendilerine reva görülen bu muamele nedeniyle hayata küsmüştür (Bu durumda olan öğrencilerin yaşadıklarıyla ilgili anlatımlar için bkz. 2. Yılında OHAL’in Toplumsal Maliyetleri Faaliyet Raporu, s.39-41, 164-165, 192.)

Yukarıda özetlemeye çalıştığım ve bildiğimden çok daha fazla mağduriyet yaşadıklarını tahmin ettiğim genç kardeşlerimin belki bundan sonraki süreçte özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları bağlamında yapabilecekleri başvurular ve netice almalarını umduğum hususlarla ilgili düşüncelerimi paylaşmak ve bundan sonraki süreçte elimden gelen her türlü hukuki yardımı yapmak istediğimi belirtmek istiyorum. Belirttiğim hususlar ceza soruşturma ve kovuşturmalarıyla ilgili değildir. Ülkemiz açısından da bağlayıcılığı bulunan AİHS açısından sonuç alınabileceğine inandığım hususları özetlemeye çalıştım. Özellikle bir şekilde diploma alabilmiş askeri öğrenci öğrencileri daha çok ilgilendireceğini düşündüğüm çalışmanın faydalı olmasını diliyorum. 

I – Eğitim Hakkı

Askeri liseler ile astsubay hazırlama okullarında öğrenimine devam edenlerin Millî Eğitim Bakanlığınca, giriş sınavlarının yapıldığı tarihte aldıkları ortaöğretim yerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun okullara nakledilecekleri düzenlenmiştir (m. 105/1-a). Harp okulları, fakülte ve yüksekokullar ile astsubay meslek yüksekokullarında (Jandarma dâhil) öğrenimine devam eden öğrencilerin ise Yükseköğretim Kurulunca, üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkate alınarak durumlarına uygun fakülte ve yüksekokullara kaydedilecekleri düzenlenmiştir (m. 105/1-b). 

669 sayılı KHK’nın m. 105/1-c maddesi ise 30 Ağustos itibariyle mezun olacak askeri öğrencilerin atamalarının yapılmayacağını ve üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek durumlarına uygun fakülte ve yüksekokullarca diploma verileceği belirtilmektedir. 

Eğitim hakkı, kişinin sadece bir eğitim kurumunu takip edebilmesinden ibaret bir hak değildir. Kişinin, tamamlamış olduğu eğitimden fayda elde edebilmesini de gerekmektedir (Belçika Dil Davası, p. 3-5; Kjeldsen, Busk Madsen ve Pedersen/Danimarka, 07/12/1976, p. 52; Leyla Şahin/Türkiye [BD], B. No. 44774/98, 10/11/2005, p. 152). 

Kapatılan askeri okul öğrencileri, buralara kabulleriyle birlikte, eğitimini başardığı ve bir disiplin cezası veya cezai mahkûmiyet almadığı müddetçe asker olarak atanacakları yani aldıkları eğitimi askeri sahada kullanacakları yönünde haklı bir beklenti taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca, meşru kurallar ve yerleşik uygulamalar neticesinde kişiler nezdinde oluşan haklı beklentilerin korunması gerekmektedir. Bu çerçevede, hukuk güvenliği ilkesinin, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı belirtilmiştir (AYM, 2005/38 E., 2008/53 K., 07.02.2008; AYM, 2010/106 E., 2011/55 K., 17/03/2011). 

Askeri okul öğrencileri, bir süre sonra asker olarak atanacak ve eğitimiyle amaçladığı ve onu kullanabileceği bir çalışma olanağına kavuşacaktı. Bu kişilerin, hiçbir biçimde üzerine eğitim almadıkları okullara nakledilmeleri veya buralardan diploma verilmesi, onları gördükleri askeri eğitimin faydalarından istifade edebilme olanağından yoksun bırakmıştır. Maruz bırakıldığı olumsuz durumu daha da kötüleştiren husus ise diplomasının arkasına 669 sayılı KHK uyarınca diplomanın verildiğinin belirtilmesi suretiyle bu öğrencilerin ifşa edilmesiyle, kalıcı olarak fişlenmeleriyle gerçekleşmiştir. Kapatılan bu okulların öğrencilerinin neredeyse tamamının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu şeklinde masumiyet karinesine açıkça aykırı beyanlar dolayısıyla da, diplomalarını kullanarak iş bulabilmelerini imkânsız hale getirmiştir. Bu kişilerin, okumadıkları bölüme ilişkin kendilerine verilen diplomalardan fiilen yararlanamamaları dolayısıyla eğitim hakkının ihlali ikiye katlanmış durumdadır.

Eğitim hakkının, belirli kısıtlamalara tabi tutulabileceği kabul edilmiştir. Ancak, kısıtlamaların ilgili kişiler acısından öngörülebilir olduğunun ve meşru bir amaç güttüğünün ikna edici biçimde ortaya konulması şarttır (Leyla Şahin/Türkiye [BD], p. 154). Ek olarak, kullanılan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık da sağlanmalıdır (Catan ve Diğerleri/Moldova Cumhuriyeti ve Rusya [BD], B. No. 43370/04, 19/10/2012, p. 140).

Kapatılan okulların öğrencilerin eğitim hakkına yapılan müdahale hiçbir biçimde öngörülebilir değildir. Bu öğrencilerin, 669 sayılı KHK öncesindeki mevzuat uyarınca okudukları askeri okuldan atılmalarını gerektirecek hiçbir husus yoktur. Bu kişiler, başarılı ve askeri disipline uygun davranan öğrencilerdir. Öte yandan, askeri okullarının kapatılmasına gerekçe yapılan darbe teşebbüsü içerisinde de yer almış değildirler. Bu itibarla, eğitim gördükleri okullarıyla ilişiklerinin yürütme organı tarafından çıkartılan bir KHK ile kesilmesi, öngörebilecekleri bir durum olmaktan çok uzaktır.

Öngörülemezliği pekiştiren diğer bir husus, OHAL kararnameleri ile ancak OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı tedbirlerin alınabilmesidir (AY m. 121). Nitekim Anayasa Mahkemesi de geçmişte, OHAL kapsamını aşan biçimde çıkartılan KHK’ları iptal etmişti (AYM, E.2016/167, K.2016/160 ve E.2016/166, K.2016/159, 12/10/2016, p. 25 ve 26). OHAL ilan nedeninin darbe teşebbüsünün tamamen bertaraf edilmesi olduğu dikkate alınırsa askeri okulların, haklarında herhangi bir suç şüphesi bulunmayan öğrencilere yeni kurulan Milli Savunma Üniversitesi’ne geçiş hakkı verilmeksizin kapatılmasının OHAL’in ilanıyla ilgisinin bulunmadığı açıktır. Okula dönüş imkânının kapatılmaması, müdahalenin OHAL süresiyle sınırlı kalmadığı ve geleceğe dönük sonuç doğurmayı sürdürdüğünü kanıtlamaktadır.

Bu okulların kapatılmasının nedeninin Milli Savunma Üniversitesi’nin kurulması olduğu söylenebilirse de, bu öğrencilere yeni yapılanma içerisinde yer alan muadil askeri okullara geçiş olanağının tanınmaması, asıl güdülen amacın bu olmadığını göstermektedir. Milli Savunma Üniversitesi’ne geçiş hakkı verilmemesinin yansıra askeri okul öğrencilerine okullarının kapatılmasından kaynaklı uğradıkları mağduriyetleri giderici tedbirler de alınmamıştır. Bu çerçevede, en azından diledikleri bir okula ve bölüme geçme yönünde tercih olanağından yoksun bırakılmaları eğitim hakkına yönelik müdahalenin orantılı olmadığını kanıtlamaktadır.

Sonuç olarak, askeri okulların kapatılması buralarda okuyan öğrencilerin eğitim hakkına yapılmış öngörülemez, meşru amaç taşımayan ve orantısız bir müdahaledir ve bu öğrencilerin haklarının ihlaline yol açmıştır.

II – Özel Hayata Saygı Hakkı

Kapatılan okulların öğrencileri, asker olma hayaliyle askeri okula kaydolmuş ve sınıflarını başarıyla geçmişlerdir. Dolayısıyla, asker olarak görev yapma ve bu tarihe kadar edindiği birikimleri ordu içerisindeki bir görevde kullanma bu kişilerin özel hayatının önemli bir parçasını oluşturmaktadır (Bigaeva/Yunanistan, B. No. 26713/05, 28/05/2009, p. 24-25). Askeri alanda çalışabilmek, dış dünyayla kuracağı ilişki bakımından kapatılan okul öğrencilerinin hayatında esaslı bir değer oluşturmaktaydı (C./Belçika, p. 25; Oleksandr Volkov/Ukrayna, p. 165; Bărbulescu/Romanya [BD], p. 71; Antović ve Mirković/Karadağ, p. 42). Bu şekilde çalışma olanağının elinden alınması, beklentilerini ve emeklerini bu yönde yoğunlaştıran öğrenciler üzerinde yoğun bir hayal kırıklığına yol açmıştır.

Seçmiş oldukları askerlik mesleğine doğru giden ve kimileri içinse neredeyse adım attıkları bir aşamada yapılan bu müdahale, bu kişilerin hayatlarını örgüledikleri iş öngörülerini sert biçimde altüst ederek, hukuki güvensizlik hali oluşturmuştur. Öğrenciler bu nedenle, ağır bir belirsizlik haliyle karşı karşıya bırakılmıştır (Şahin Kuş/Türkiye, B. No. 33160/04, 07/06/2016, p. 51). Mesleki hayatla ilişkili biçimde özel hayatlarına etki eden bu müdahalenin temelinde, bu öğrencilerin disiplinsizliği, başarısızlığı ya da işledikleri herhangi bir suç yoktur. Muhtemel FETÖ/PDY üyesi öğrencilerin bulunduğu varsayımı, okulunun kapatılması nedeniyle bu kişilere Milli Savunma Üniversitesi’ne nakledilme yolu açılmadan, taleplerinin de alınmadığı farklı bir okula geçmeye veya buralardan diploma almaya zorlanmaları açısından haklı bir gerekçe oluşturmamaktadır.

Özel hayat, bulunulan ya da seçilen bir sosyal çevre içinde kişiliğin geliştirilebilmesini de kapsamaktadır (AİHM'in Niemietz/Almanya Kararı, B. No: 13710/88, 16/12/1992, p. 29; Sidabras ve Diğerleri/Litvanya Kararı, p. 43). Kapatılan askeri okul öğrencileri, buralarda okuyan kişilerin FETÖ/PDY üyesi oldukları yönünde yapılan açıklamalar nedeniyle farklı bir bakışa ve dışlanmaya maruz bırakılacaklardır. Bu dışlama, iş aradıkları süreçte de karşılarına çıkacaktır. Bu itibarla, okullarının kapatılması neticesinde asker olarak görev yapma arzularının yok edilmesi, gelecek hayallerinin ellerinden alınması, toplum içinde bir dışlanmayla karşı karşıya kalmaları bu öğrencilerin özel hayatlarına saygı gösterilmesi hakkının ihlalini teşkil etmektedir.

III – Adil Yargılanma Hakkı

a) Mahkemeye Erişim Hakkı

Mahkemeye erişim hakkı Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenmiş olup bu hakla ilgili; "herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" ifadesine yer verilmiştir. Madde metninden anlaşılacağı üzere bu hak, Anayasa'da açıkça düzenlenmiş ve hak arama özgürlüğünün kanunla sınırlandırılmasına müsaade edilmemiştir. Herkesin, şahsi hak ve yükümlülüklerinin karara bağlanması amacıyla fiilen ve etkili bir şekilde mahkemeye erişim hakkına sahip olması gerekir. Bu hak, sadece ilk derece mahkemelerinde dava açma hakkını değil, üst mahkemelere başvuru hakkını da içerir (AİHM'in Geouffre de la Pradella/Fransa Kararı, B.No: 12964/87, 16/12/1992, p. 34-35).

Bireyin kişisel bir hakkına müdahale oluşturan idarî eylem ve işlemlerin yargı denetimi dışında tutulması adil yargılanma hakkına aykırıdır (AİHM'in Boden/İsveç Kararı, B.No: 10930/84, 27/10/1987, p. 35). Yine, AİHM'e göre, devletin herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın kişisel taleplerle ilgili hususları mahkemelerin görevi dışında tutması ya da geniş guruplara medenî konularla ilgili bağışıklık tanıması; hukukun üstünlüğü ve şahsi hak taleplerinin mahkeme önüne getirilmesi ilkeleriyle bağdaşmaz (AİHM'in Fayed/İngiltere Kararı, B.No: 17101/90, 21/09/1994, p. 47). Disiplin soruşturmaları ve işten çıkarılmayı ilgilendiren durumlarda yetkili bir mahkeme önünde davanın görülmesi gerektiği, aksi durumun kabulünün mahkemeye erişim hakkının ihlali olduğu AİHM içtihatları ile ortaya konulmuştur (AİHM'in Albert ve Le Compte/Belçika Kararı, B.No: 7299/75, 10/02/1983, p. 23).

OHAL Komisyonu’na, ancak internet üzerinden yapılacak ön başvurunun ardından gidilebilmektedir. Okullarının kapatılmasıyla başka okullara aktarılan veya buralardan diploma verilen öğrencilerin işlemlerine dayanak KHK numarasının seçenek olarak çıkmaması nedeniyle askeri öğrenciler durumlarını Komisyon önüne götürememişlerdir.

Bu kişiler henüz öğrenci olduklarından, dava yolunun kapatılmasının Eskelinen kriterleri anlamında haklı bir gerekçesi yoktur. AİHM, uzun yıllar, devlet hizmetinde görev almaya, hukuka aykırı işten çıkarmaya veya "özel bir sadakat ve güven bağı içeren" meslekleri yapan asker ve polis gibi kamu görevlilerinin görevlerine iade edilmelerine ilişkin başvuruları 6. madde kapsamında görmezken (AİHM'in Pellegrin/Fransa Büyük Daire Kararı, B.No: 28541/95, 08/12/1999, p. 64-71), bu içtihadını değiştirmiş ve bu tür uyuşmazlıkları da 6. madde kapsamında görmeye başlamış ve belirtilen görevleri yapan kişilerle ilgili 6. maddenin ancak iki durumda uygulanmayacağını belirtmiştir. "Eskelinen ölçütü" olarak ta kabul edilen bu durumlar şunlardır; a. söz konusu pozisyon ya da personel sınıfı için iç hukukta mahkemeye erişim hakkının açıkça yasaklanmış olması, b. devletin yargı yolunun kapalı olmasının haklı nedenlerini objektif olarak ortaya koymasıdır. Yani, kamu gücünün verdiği yetkiyi kullanan ya da devletle özel bir sadakat ve güven bağı bulunan görevde çalışması, kişinin 6. maddenin kapsamı dışında tutulması için yeterli değildir. Bunun için devletin, başvuruya konu olayın kamu gücünün kullanımından kaynaklandığını veya sadakat ve güven ilişkisini şüpheye düşürdüğünü gerekçeleriyle ortaya koyması gerekir. 

Askeri öğrenciler hakkında herhangi bir soruşturma ya da dava bulunmamaktadır. Bu itibarla, meşru beklenti içinde oldukları mesleklerine girişlerini ilgilendirmesi nedeniyle dava yolunun kapatılmasının haklı bir gerekçesi bulunmamaktadır. Bir suçun ya da askerlikle bağdaşmayan bir durumun varlığını ispatlaması gereken aslında devlet kurumları olmasına karşın, bu öğrencilere herhangi bir terör örgütüyle ilgilerinin bulunmadığını ve askeriye içinde yer almalarına mani bir davranışlarının olmadığını göstermek için bile dava veya başvuru hakkı tanınmaması adil yargılanma hakkının temelinde yatan mahkemeye erişim hakkına aykırıdır. Mahkemeye erişim hakkı tanınmadığından, adil yargılanma içerisinde yer alan hakkaniyete uygun yargılama, tanık dinletme hakkı gibi diğer alt haklardan yararlanma söz konusu bile olmamıştır.

b) Masumiyet Karinesi

Masumiyet karinesi, bir kişiye isnat edilen suçu o kişinin işlediği noktasında önyargıyla hareket edilmemesini ve herhangi bir kamu görevlisi tarafından suçluluğa ilişkin zamansız açıklama yapılmamasını güvence altına alır. Bu ilke gereğince ispat yükü devlete aittir ve kişinin suçsuz olduğunu ispatlama zorunluluğu yoktur (AİHM'in Barbera, Messque ve Jabardo/İspanya Kararı, B.No: 10590/83, 06/12/1988, p. 77). İspat külfetinin savunma makamına, yani başvurucuya yüklenmesi masumiyet karinesinin ihlaline neden olur (AİHM'in Telfner/Avusturya Kararı, B.No: 33501/96, 20/03/2001, p. 18-20). İspat yükünün kamu makamlarınca yerine getirilmiş sayılması için, kişiye isnat edilen suçlamanın sabit olduğunun güçlü delillerle ortaya konulması gerekir.

Kamu otoriteleri veya resmi yetkililer tarafından, (AİHM'in Affaire Kouzmin/Rusya Kararı, B.No: 58939/00, 18/3/2010, p. 59-69) hakkında soruşturma ya da kovuşturma yürütülen bir kişiyle ilgili olarak, yargılama süreci mahkumiyet hükmüyle sonlanmadan ya da mahkumiyet hükmüyle sonuçlansa bile bu aşamaya kadar (AİHM'in Matijasevic/Sırbistan Kararı, B. No: 23037/04, 19/12/2006, p. 49; Nestak/Slovakya Kararı, B.No: 65559/01, 27/5/2007, p. 90) kişinin suçluluğuna ilişkin kanaat ifade edilmesi veya ceza yargılaması mahkumiyet dışında, örneğin kovuşturmaya yer olmadığı, ya da beraat kararlarıyla (AİHM'in Lutz/Almanya Kararı, B.No: 9912/82, 25/8/1987, p. 50-64; AİHM'in Sekanina/Avusturya Kararı, B.No: 13126/87, 25/8/1993, p. 20-31) sona ermesine rağmen yahut ceza veya ceza mahiyetinde olmayan disiplin yargılamaları kapsamında verilen kararlarda ilgilinin suçlu olabileceğinin belirtilmesi masumiyet karinesinin ihlaline neden olur. (AİHM'in Daktaras/Litvanya Kararı, B.No: 42095/98, 17/01/2001, p. 42-45; O./Norveç Kararı, B.No: 29327/95, 11/5/2003, P.33-41; Agosi/Birleşik Krallık Kararı, B.No: 9118/80, 24/10/1986, p. 64-67.)

Kapatılan askeri okullarda okuyan öğrencilerin % 95’inin FETÖ/PDY ile ilişkili oldukları hususunda kesin kanaat belirten o zamanki Milli Savunma Bakanlarının açıklamaları, hakkında herhangi bir soruşturma bulunmayan kapatılan okul öğrencilerinin masumiyet karinesini ihlal etmektedir.

IV – Mülkiyet Hakkı

İç hukukta yeterli yasal dayanağı bulunan ama henüz elde edilmemiş “meşru bir beklenti” de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmektedir (AİHM’in Kopecky/Slovakya B.No: 44912/98, 28/9/2004). Kapatılan askeri okul öğrencileri, okullarını tamamlarının akabinde asker olarak atanarak maaş alma hedefleri bu anlamda meşru ve haklı bir beklenti oluşturmaktadır.

Askeri okul öğrencileri, sınıflarını başarıyla tamamladıkları ve okuldan atılmalarını gerektirecek bir eylemde de bulunmadıkları sürece askeriye içeresinde atanacaklar ve konumlarına uygun maaş alacaklardı. Dava hakkı da tanınmaksızın bu okul öğrencilerinin, asker olarak görev yapmalarına engel olunmasıyla mülkiyet hakları ihlal edilmiştir.

V – Ayrımcılık Yasağı

Ayrımcılık yasağı, eşit durumda olanlara eşit bir biçimde davranılmasını ve eşit olmayan statüdekilerin de farklı muamele görmesini gerektirir. Objektif ve makul bir neden olmaksızın bu ilkeye uyulmaması ayrımcılık teşkil eder (D.H. ve Diğerleri/Çek Cumhuriyeti [BD], B. No. 57325/00, 2007, p. 175). 

Kapatılan askeri okul öğrencilere verilen diplomalarında “669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca verilmiştir” şeklinde bir ibare yer almaktadır. Oysa diğer öğrencilerinin diplomalarında böyle bir ifade bulunmamaktadır. Bu durum, kapatılan askeri okul öğrencilerini diğer mezunlara kıyasla olumsuz bir duruma koymuştur. Bu ibare, iş bulma yönünden kapatılan okul öğrencileri aleyhine bir işlev görmektedir. Okulların kapatılma gerekçesinin öğrencilerin FETÖ/PDY üyesi oldukları yönünde suçlayıcı ve masumiyet karinesini ihlal eden açıklamalarının etkisiyle maruz kalınan ayrımcılık katlanmaktadır. 

Diğer taraftan, kapatılan okullarda okumakta olan yabancı uyruklu öğrencilere diplomaları verilirken diğer öğrencilerin bundan mahrum bırakılması ayrımcı muamelenin bir diğer temel unsurunu oluşturmaktadır.

Bu nedenlerle, öğrencilere mezun olma hakkının verilmemesi ve ayrıca hukuken nakillerinin yapıldığı bölümlerinin mezunu sayılmalarına karşın, diğer mezunlardan farklı bir muameleye tabi tutulmaları ayrımcılık yasağının ihlal edilmesine yol açmıştır.

Askeri öğrencilerin her birini kardeşim gibi görmekteyim ve tüm haklarını alacaklarına inanıyorum. Haklarını alabilmeleri için de elimden geleni yapmaya hazırım. Silah arkadaşlığının ve her koşulda ölene kadar devam etmesi gereken kardeşliğin gereği de budur.


• 679 KHK EGM • İade 20.11.2019 • Tebliğ 29.11.2019 • Atama 05.08.2020 • Twitter • @komisyonkarar

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş
Konuk Alm

Hava kuvvetleri personel başkanlığında çalışıyordum ama fetö adına hiç birşeue bulaşmadım ne okul banka dershane vs hakkımda adli işlem de yok komisyondan ne gelir kestiremiyorum ?

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş
Konuk

Allaha sığınmak en iyisi komisyon sağ gösterip sol vuruyor.

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş
Konuk

Merhaba

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş

21 Mart' tan buyana hiç paylaşım olmamış. Yokmu kimse ?


689 KHK, TSK, 2' nci derece akraba mağduru. KHK sonrası kurum ihbarıyla açılan soruşturma. İlçedeki soruşturma sonlandı. Normal olarak bir şey bulunamadı. Fezlekeyle bağlı olunan şehre gönderildi. bir yılı aşkındır il CBS' da. 14 Ocak 2020 itibariyle bildiğim, Açık.

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş

10 hazirana ait bir haber ancak yeni gördüm.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/hapisten-kislaya-41238968

Beraat eden bir generalin, önce hapis cezası alması, sonrasında istinafta kararın bozulması ve komisyonla göreve iadesi Nisan ayında gerçekleşiyor. Şimdi ise emekliliğini istemiş. 


689 KHK, TSK, 2' nci derece akraba mağduru. KHK sonrası kurum ihbarıyla açılan soruşturma. İlçedeki soruşturma sonlandı. Normal olarak bir şey bulunamadı. Fezlekeyle bağlı olunan şehre gönderildi. bir yılı aşkındır il CBS' da. 14 Ocak 2020 itibariyle bildiğim, Açık.

İletiyi paylaş


İleti bağlantısı
Sosyal Ağlarda Paylaş

Cevap Yaz

Şimdi cevap yazıp sonra kayıt olabilirsiniz. Eğer hesabınız mevcutsa, giriş yaparak üye isminizle cevaplayabilirsiniz.
Not: Gönderiniz görünmeden önce editör tarafından kontrol edilip onaylanacaktır.

Konuk
Yanıtla...

×   Yapıştırdığınız içerik biçimlendirme içeriyor.   Restore formatting

  Only 75 emoji are allowed.

×   Yapıştırdığınız bağlantı uyarlandı.   Yalnızca link göster?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Editör içeriğini temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.




  • İletiler

    • Halaç adlı üyemiz forumumuza katılmıştır. Aramıza hoşgeldiniz... Üye No: 12621 Profil   : Halaç Tarih   : 08/06/20
    • kome adlı üyemiz forumumuza katılmıştır. Aramıza hoşgeldiniz... Üye No: 12620 Profil   : kome Tarih   : 08/06/20
    • @Leviathan ve değerli arkadaşlar,  Hemen hepimiz mevcut düzen devam ettiği müddetçe normal hukuk şartlarının geçerli olmayacağını biliyoruz. Ben adli/idari bütün başvurularımda yarın bu memlekete gerçek hukuk geldiğinde hiçbir hak kaybı yaşamamak için mevcut aksaklıklara ve hak kayıplarına değiniyorum. Aksi halde hukuk geri geldiğinde zaman aşımına uğramak yahut itiraz etmemişsin iddiasına muhatap olmak gibi bir durumla karşılaşabileceğimizden korkuyorum. Nitekim gerek 80 sonrası gerekse 28 Şubat sonrası hukuk mücadelesini devam ettirenler haklarının tamamını elde ettiler ancak hukuk mücadelesini terk edenler haklarının ancak bir kısmını alabildiler. 
    • Öncelikle beraat ve takipsizlik alan kişilerin göreve iade edilmesi hususunda kendisi ile görüşmek istemiştim beni odasından kovmuştu. O zaman dedim ki, inşallah sende benim yaşadığım bu haksızlığı hukuksuzluğu yaşarsın. Kendisiyle görüşmek için yarım saat odasının kapısında beklerken misafirleriyle konuşmasını dinledim. Velhasıl o zamanki muhabbetinden, ve şuan ki durumundan dolayı çıkarımlarim şudur: Bu zat şu anda günah çıkarma yapıyor. Verdiği röportajlardan da anlarsınız. Yalnız bu vatandaş, beraat takipsizlik alsın yada ceza alsın fark etmez herkese fetöcü terörist gözüyle bakıyor. Onun için şuanda KHK lilar görevlerine donsunler demeci vermesi bana komik geliyor.
    • Mantıken yaklaşımınızı doğru buluyorum; ancak, konjonktür degismedikce, komisyonun bu talebi hiçbir şekilde kabul etmeyeceği kanaatindeyim. Gerçi komisyon diğer talepleri de reddedebilir. Bu konuda bir gelişme kaydedebilirseniz bizi haberdar ediniz.
  • Şimdi Popüler

×
×
  • Yeni Oluştur...